İyi Bir Konuşmacı Nasıl Olunur : Kendinizin Üstesinden Gelin !

İyi bir konuşmacı nasıl olunur ?

Harika Bir Konuşmacı Mı Olmak İstiyorsun? Kendinin Üstesinden Gel !

Kişisel gelişim

Hepimiz Bunu Yaşadık

“Eğitimsiz” bir zihin için, fikirlerimizi başkalarıyla paylaşma fırsatı bulduğumuz anda damarlarımızda kendinden şüphe duyan birçok düşünce akar.

Bu durumu sınıf arkadaşlarımıza yaptığımız ilk sunumda, Yönetim Kurulu’na yaptığımız ilk sunumumuzda da, bir konferansta veya yerel bir topluluk etkinliğinde konuşma yapmak için sahneye çıkmadan önce adımız çağrıldığında ve hatta seyircilerin önünde konuşma zorunluluğumuzun dahil olduğu diğer herhangi bir durumda da hissetmişizdir.

  • ‘’ Eğer ne söyleyeceğimi unutup kekelersem insanlar hakkımda ne düşünecek? ‘’
  • ‘’Ya dişlerimin arasında bir şey kalmışsa? ‘’
  • ‘’ Bugün saçlarım hiç iyi görünmüyor. ‘’
  • ‘’ Muhtemelen insanlar söyleyeceklerimi beğenmeyecek. ‘’

Ve liste bu şekilde uzuyor.

İzleyicileri kişisel düzeyde az tanıyor olmak ve izleyici kitlesi ne denli genişse konuşma yapmak o kadar stresli olur. Tabii topluluk önünde konuşma yapmak diğer bir anlamda geniş kitlelerle iletişim kurmak sinirlerinizi gerebilir.

Bu durumdan kurtulmak için Simon Sinek, John C. Maxwell, David J. Shwartz ve diğerleri gibi uzmanlardan iletişim çabalarınıza dahil etmeniz gereken 3 ilkeyi  ekliyorum. Bu ilkeleri okuduğum kitaplardan, dinlediklerimden, günümüzün ve geçmiş nesillerin büyük iletişimcilerinden öğrendiğim diğer anlayışlardan özetledim.

Shane Parrish, Knowledge Project podcast’indeki her bölümü tanıtırken dediği gibi: “Dinleme ve öğrenme zamanı.”

İyi Bir Konuşmacı Olmak İçin

1.Prensip: Başkalarını harekete geçirmek için önce kendin harekete geçmelisin

David Schwartz , The Magic of Thinking Big (Büyük Düşünmenin Sihri)’de şöyle yazıyor: “tutumunuzu dostunuz yapın.”

Tutumlar, zihnin aynalarıdır, düşüncenizi yansıtırlar.

20.yüzyılın ilk yarısı boyunca Amerika’nın liderlik konusunda en saygın isimlerinden biri olan Profesör Erwin H. Shell, bu düşünceye dayanarak; “tutumumuz doğru olduğunda, yeteneklerimiz maksimum etkinliğe ulaşır haliyle en iyi sonuç bizi takip eder. “

Başkalarını aktifleştirmeyi umuyorsanız, ister fiziksel konferansta konuştuğunuz dinleyici karşınızdayken, ister bir web seminerinde hatta ekibinizle haftalık kritik toplantılarınız sırasında veya iletişimi içeren herhangi bir başka durumda, insanları heyecanlandırmayı ve hevesli kılmayı umuyorsanız önce kendiniz hevesli olmalısınız.

“Coşkulu olmayan bir adam asla bir başkasını geliştiremez. Ancak, coşkulu bir kişinin yakınında hevesli takipçileri olur.’’

 – David J. Shwartz

Söylemeniz gereken şeye gerçekten aşık olun; duruşunuz, sesiniz ne ne kadar dokunaklı bir sesiniz olduğu veya belirli bir gündeki giyinme şekliniz ne olursa olsun, doğal olarak etrafınızdakilere bu durum kendini gösterecektir.

Söylemeniz gerekenler konusunda hevesli hissetmek, konuşmalarınızın canlanmasına yardımcı olacaktır.

How to Talk Well kitabının yazarı James F. Bender şöyle diyor;

“Günaydın!” derken sesiniz heyecanlı mı? “Tebrikler!” iniz hevesli mi? “Nasılsın?” ilgi çekici mi? Sözlerinizi samimi duygularla renklendirmeyi alışkanlık haline getirdiğinizde, dikkat çekme yeteneğinizde büyük bir artış olduğunu fark edeceksiniz. “

2.Prensip: Söylediklerinizin %100 önemli olduğuna inanın ve bunu dinleyicilerin %100 ünün önemsemeyeceğinin farkında olun

Herkesi memnun etmek için konuşmuyorsun. Tony Robbins bile nefret edenlerden payına düşeni aldı.

Şirketler herkese pazarlanan ürün veya hizmetleri satmaz.

Küçük başla. Büyük düşün.

Bu, Kevin Kelly ‘nin “1.000 Gerçek Hayranınız” olarak bahsettiği şeye benzer: “Gerçek bir hayran, ürettiğiniz her şeyi satın alacak bir hayran olarak tanımlanır. Bu cesur hayranlar, şarkı söylediğini görmek için 200 mil gidecek; kitabınızın ciltli, ciltsiz ve sesli versiyonlarını satın alacaklar; bir sonraki heykelcik nişanınızı görmeden satın alacaklar; ücretsiz youtube kanalınızın “En İyi” DVD sürümü için ödeme yapacaklar; ayda bir şefinizin masasına geleceklerdir. ”

“Başarılı bir üretici olmak için milyonlara ihtiyacınız yok. Milyonlarca dolara veya milyonlarca müşteriye ihtiyacınız yok. Bir zanaatkar, fotoğrafçı, müzisyen, tasarımcı, yazar, animatör, uygulama yapımcısı, girişimci veya mucit olarak geçiminizi sağlamak için yalnızca binlerce gerçek hayrana ihtiyacınız var. “

Düşüncenizin odağını kendinizden uzaklaştırın ve paylaşmanız gereken değerli kavramlara yerleştirin. İnsanların sizi dinlemek için burada olmasının bir nedeni var.

Siz, sevgili insan, kendinizi tanıtmak, kişisel markanızı oluşturmak ve egonuzu beslemek için bir değerlendirme içinde olmamalısınız. Siz burada yanınızda olanlara değer katmak için duruyorsunuz. Zaten ilkini yapmazsanız ikincisi kendiliğinden gelecektir. Bunu tersine yapmak kısa görüşlü olur ve sınırlı sonuçlar verir.

‘‘Bizler birbirimize yardım etmek için yaratıldık ve dizayn edildik. Toplum ve kültür, Kardeşimizin koruyucusu ve geliştiricisi olduğumuzda en iyi şekilde çalışır; diğer insanlara değer verdiğimizde… Odağımız sadece kendimizde değil çevremizdekiler de olmalıdır. İnsanlara değer verdiğimde olan şey, onlara değer katacak şekilde saygı duymamdır.’’

— John C. Maxwell

Elbette izleyicilerinizde kaşlarını çatan veya kafası karışan bireyler görmeniz kaçınılmazdır. Bazıları telefonlarına bakacak veya yanlarındaki kişiyle konuşacak. Şanslıysanız, birkaç esneme bile bulabilir (veya duyabilirsiniz).

Onlara odaklanmayın.

Gülümseyen, başını sallayan ve doğrudan gözlerinize bakanlara odaklanın, kendi coşkunuzun bir yan ürünü olarak ilettiklerinizle ilgilenen kişilere.

Bunlar gerçek hayranlarınız.

3.Prensip: Bugünü, yarın daha iyi bir iletişimci olma fırsatınız olarak düşünün

Hepimiz duymuşuzdur ‘‘ Hayat asla bitmeyen öğrenme yolculuğudur.’’ Ve bu doğru.

Kusursuz bir şekilde işlenmiş hiçbir beceri bize mükemmel hazırlanmış bir şekilde gelmiyor. Her şey öğrenilir ve öğrenilebilir. Bunu aklınızda tutarak, bir sonraki konuşma fırsatınızı ham bir “devam eden çalışma” olarak düşünün. Mükemmel bir şekilde yerine getirilecek ve kabul edilecek bir şey olarak değil.

Düşünme ve yapma şeklinize 1 numaralı ilke (başkalarını harekete geçirmek için önce kendinizi harekete geçirmelisiniz) ve 2 numaralı ilkeye (söylemeniz gereken şeyin önemli olduğuna % 100 kesinlikle inanırsanız) odaklanırsanız, zaten başarı için kendinizi ayarlamış oluyorsunuz.

İyi konuşmacı

Bununla birlikte, kendi aktarışınızda yine de zorlayıcı deneyimlerle karşılaşırken bulabilirsiniz. Ama bu sorun değil.

Muhtemel bir işverenle görüşmeniz beklediğinizden daha kötüye gitmiş olabilir. Daha sert, beklenmedik sorular sorulmuş olabilir. İletişiminizde söylemeyi planladığınız önemli bir öğeyi unutmuş olabilirsiniz.

Böyle bir durumda kaldıktan sonra o an ne yapmalıydım diye düşünmeyin.

Olaydan ders çıkarın ve bir sonraki fırsatınızda neler yapabileceğinize odaklanın.

Başarısızlık sürecinin tadını çıkarın. Sonuçta, “Bazen kazanırsın, bazen öğrenirsin.”

“Başarısızlık, tökezlemiş ve deneyimi nakite çevirememiş bir adamdır.”

– Orville Hobbard

Öyleyse… Dolu bir yaşam neye benzer?

Sesinin nasıl çıktığına, nasıl göründüğüne ya da ne kadar derin olduğuna sürekli olarak kafa yoruyorsan, iletişim becerilerine sınırlamalar getirmeye başlarsın.

Harika bir iletişimci olmak istiyorsanız kendinizi aşın.

Dolu bir hayat yaşamak istiyorsanız ‘sadece kendinizi’ aşın.

Söylediklerin, paylaştıkların, yaptıkların diğerlerine değer katıyor mu? Yoksa hepsi sadece kendin için mi?

“Mutlu hissetmek istiyorsanız, kendiniz için bir şeyler yapın. Eğer dolu hissetmek istiyorsanız, başkası için bir şeyler yapın. “

 -Simon Sinek

Özel Tavsiyeler

Sahneye çıkmanız istenmeden hemen önce veya sunum için öncesinde tuvalete gitmeniz gerektiğini hissettiniz mi?

Konuşmacıyken kendinize bir soru sormak istendiğini bildiğinizde geriliyor musunuz?

İyi konuşmacı

Aynı duygular, bungee jumping yapmayı veya daha da kötüsü bir uçaktan atlamayı deneyen herkes için geçerlidir.

‘‘Kötü olan şey yükselmek değildir. Kötü olan şey yükselmeyi beklerken neler olabileceğini düşünüp paniklemektir. Biz o kişiyi bir sonraki seviyeye yükseltemezsek paraşüt gibi uçar gider ayrılır.’’

Beklemek bizi endişelendirir. Profesyonel haber yayıncıları, aktörler ve herhangi bir alan fark etmeksizin, kendi mesleklerindeki uzmanlar bile bunu hissediyor. Ancak harekete geçince korku ortadan kalkar. Yerleşmek ve daha rahat hissetmek birkaç saniye veya dakika alabilir, ancak kesin olan bir şey var: sahne korkusu nun tek çaresi eylemdir.

Seyircinin önüne çıkmak (hangi seyirci olursa olsun), endişe ve korkunun çaresidir.

Eyleme geçerek güven kazanın ve korkuyu yok edin.

Korktuğunuz şeyi yapmak korkuyu yok eder.

Benjamin Franklin‘in bu konudaki düşüncelerinden biriyle yazıyı bitireceğim:

‘‘Bugün yapabileceklerinizi, yarına ertelemeyin.’

 

Herkese merhaba!

Öncelikle çok heyecanlı olduğumu belirteyim. Bundan böyle çevirilerim ile birlikte bu güzel blog içerisinde yer alacağım. İlk çevirimi de iletişim alanından seçtim. Umarım hayatınızı değiştirecek bir adımın kıvılcımını oluşturur bu yazı. Herhangi bir sorunuz olursa her zaman cevaplayacağımı bilmenizi isterim. Gelecek hafta yeni bir yazıda görüşmek üzere, kendinize iyi bakın!

Metnin orijinal halini okumak için buraya tıklayın.

-Miri

 

Yeni yayınlardan anında haberdar olmak için bildirimlerimizi açmayı unutmayın.

Miri

Miri

Kendimi geliştirmeye çalışan ve hep daha iyisine ulaşmak için çabalayan biriyim. Kişisel gelişim konularına ilgi duyuyor ve bu alanda kendimi yetiştirmeye çalıyorum. Aynı zamanda AIESEC Ankara'da takım liderliği görevini gerçekleştiriyorum. Her zaman yorumlara ve önerilere açığım. Yazmaktan çekinmeyinn

4 thoughts on “İyi Bir Konuşmacı Nasıl Olunur : Kendinizin Üstesinden Gelin !

  • 05/12/2020 tarihinde, saat 23:07
    Permalink

    “Dolu bir hayat yaşamak istiyorsanız sadece kendinizi aşın”. Bu faydalı yazı için çevirmenimize teşekkürler 👍🏻✨👏🏻Bir sonraki çeviriyi merakla bekliyorum.

  • 09/12/2020 tarihinde, saat 07:03
    Permalink

    Yazıyı okurken kendi sorunumla göze göze geldim “Kötü olan şey yükselmek değildir. Kötü olan şey yükselmeyi beklerken neler olabileceğini düşünüp paniklemektir. Biz o kişiyi bir sonraki seviyeye yükseltemezsek paraşüt gibi uçar gider ayrılır.” Aslında bu yazı başlı başlına benim sorunum, bu sorunu da; ‘‘Kötü olan şey yükselmek değildir. Kötü olan şey yükselmeyi beklerken neler olabileceğini düşünüp paniklemektir. Biz o kişiyi bir sonraki seviyeye yükseltemezsek paraşüt gibi uçar gider ayrılır.’’ düşüncesiyle yenmeye çalışacağım.

    Bu arada sayın çevirmen miri çok teşekkür ederim harika bir yazı olmuş. Aaah olamaz daha cumaya iki gün var. Sabırsızlıkla bekliyorum. Başarılar…

  • 10/12/2020 tarihinde, saat 00:43
    Permalink

    Mako öncelikle bu güzel yorumun için çoook teşekkür ederim 😍 Eğer bir faydası dokunduysa ne mutlu sana ki bu yazıyı öylece geçiştirmek için okumamışsın. Kendinde değiştirmek istediğin bir özellik olduğunu fark ederek okuman senin ne kadar gelişime açık biri olduğunu gösteriyor. Ve tabii bana Twitter adresimden ulaşabilirsin. Merak ettiğin konularda soru sorabilir ve fikirlerini söyleyebilirsin. Tekrar teşekkür ederim 💖🌸

  • 10/12/2020 tarihinde, saat 00:45
    Permalink

    Sem çok teşekkür ederimm destekleyici yorumun için ve beğendiğine çok sevindimm 💖🌸

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.